Borderline kişilik bozukluğu (Bakınız: Borderline Kişilik Bozukluğu Nedir?) 30-40 yıl öncesine kadar, diğer kişilik bozuklukları gibi, tedavisi olmayan bir hastalık olarak kabul ediliyordu.

Son yıllarda ortaya çıkan gelişmeler (özellikle nesne ilişkileri terapisi, kendilik terapisi, diyalektik davranış terapisi ve şema terapi gibi psikoterapi yaklaşımları) borderline kişilik bozukluğunu, tedavisi olmayan bir hastalık olmaktan çıkardı.

Aşağıda okuyacaklarınız, sizin için, borderline kişilik bozukluğu tedavisine dair zihin açıcı bir etki yaratacaktır.

Borderline Kişilik Bozukluğu Tedavisi – Giriş

Borderline kişilik bozukluğu, kişileri pek çok açıdan etkiler. Bu hastalığa sahip olan insanlar sıklıkla, dünyanın gerçekliği ile yanlış zihinsel algılarını  birbirinden ayırmakta zorlanırlar. Bu durum bazılarına bir çeşit delilik gibi görünebilir. Oysa ki, borderline kişiler “deli” değildirler.  Sadece, yaşadıkları duyguların yoğunluğu, onların sağlıklı bir zihinsel değerlendirmede bulunmasına engel olmaktadır. 

Sınır kişilik bozukluğuna sahip insanlar, diğerlerini sıklıkla “siyah ve beyaz” koşullarda görürler. Psikoterapi desteği alan bir danışan açısından bu durumu ele alalım. Şayet terapist, danışanı anlar, onunla ilgilenirse, danışan terapisti eksiksiz iyi (beyaz) olarak algılayabilir. Şayet aynı terapist onu ihmal eder, yanlış anlar veya danışanın hayatında sorunlar ortaya çıkarsa,  danışan aynı terapisti tamamen kötü (siyah) olarak algılayabilir. Doktorlar (veya diğer uzmanlar) her zaman bu hastalığa sahip bireylerde sıkça görülen “ya hep ya hiç” labilitesinin (değişkenliğinin) farkında olmalıdır. Ayrıca bu labiliteyi de desteklememek için dikkatli olmalıdırlar.

Borderline kişilik bozukluğu tedavisi alanında çalışan uzmanlar,  borderline kişilerle iletişimde, stabil (dengeli, açık ve net) olmayı öğrenmelidirler. Yani uzman, danışanın duygu ve düşünce labilitesine (değişkenliğine) karşı, kararlılıkla (kafası karışmadan, duygusal olarak dağılmadan) yaklaşabilmelidir.

Pek çok psikoloji profesyoneli, borderline tedavisi için çok ilgili olmazlar. Çünkü bu kişilerle çalışmak doktor veya terapistin zor duygular yaşamasına sebep olabilir.

Borderline kişilik bozukluğuna sahip danışanlar, doktorundan veya terapistinden çok fazla istekte bulunabilirler. Çok fazla intihar eğiliminden bahsedebilir, kendi kendini yaralama davranışları sergileyebilirler. Bütün bunlar terapistler için zor deneyimlerdir.

Borderline tedavisi için günümüzdeki baskın seçenek psikoterapidir. (Bakınız: Psikoterapi nedir?) İlaçlar ise, ruh halinde meydana gelen ani değişimleri stabil hale getirmeye (düzenlemeye) yardımcı olarak kullanılabilmektedir. Bu konudaki tartışma, sınır kişilik bozukluğuna sahip insanlarda fazla ilaç kullanımı etrafında kendini göstermektedir.

Borderline Kişilik Bozukluğu Tedavisinde Psikoterapi

Psikoterapi, tüm kişilik bozukluklarında olduğu gibi, sınır kişilik bozukluğuna sahip insanların, bu problemin üstesinden gelmelerine yardım etmek için de bir tedavi seçeneğidir. İlaçlar genellikle hastalığın bazı belirtileri için yardımcı olmasına rağmen, hastanın yeni başa çıkma becerileri öğrenmesine, duygu düzenlemesine ya da kişinin hayatında meydana gelen herhangi bir önemli değişikliğe yardımcı olamamaktadır.

Psikoterapinin genellikle öncelikli ve önemli bir hedefi, kişinin intihar etmesini önlemek için sözleşme yapmaktır. İntihar eğilimi dikkatli bir şekilde değerlendirilmeli ve tüm tedavi süresi boyunca gözlemlenmelidir. Eğer intiharla ilgili hisler şiddetli ise, ilaç tedavisi ve hastahanede tedavi ciddi olarak düşünülmelidir.

En başarılı ve etkili psikoterapi yaklaşımı, Marsha Linehan’nın Diyalektik Davranış Terapisi’ne dayanmaktadır. Konuyla ilgili yapılan pek çok araştırma, bu terapi modelinin, kişinin bu hastalıkla daha iyi mücadele etmesine yardımcı olan diğer birçok psikoterapötik ve medikal yaklaşımdan daha etkili olduğunu göstermiştir.

Bu tedavi yöntemi, kişiye kendini tanıma, duygularını düzenleme ve düşüncelerini yeniden yapılandırma yoluyla, kendi hayatını, duygularını ve kendini nasıl kontrol edeceğini öğretmeyi amaçlamaktadır. Bu tedavi yöntemi kapsamlı bir yöntemdir ve sıklıkla bir grup ortamında yürütülmektedir.

Bu terapi yöntemi, öğrenilen beceriler yeni ve karmaşık olduğu için, yeni kavramları öğrenmekte zorluk çekebilecek kişiler için uygun olmayabilir.

Tüm kişilik bozukluklarında olduğu gibi, sınır kişilik bozukluğu da doğası itibariyle tedavisi zor bir bozukluktur. Doğası gereği kişilik bozuklukları dünya, sosyal hayat, kişilerarası ilişkiler, stres ve duygularla mücadele yaşanan sıkıntıların uzun süreli bir halidir. Özellikle kişi artan bir strese maruz kalırsa veya hayatında ondan beklenenler artarsa, uzun süreli olarak bu bozuklukla mücadele etmek zorunda kalabilir. Bu yüzden borderline kişilik bozukluğu tedavisi uzun (genel olarak en az bir yıl) sürer.

Sınır kişilik bozukluğunun tedavisinde daha az etkiye sahip diğer psikolojik tedaviler, sosyal öğrenme teorisine ve çatışma çözümüne odaklanan yöntemleri içermektedirler. Fakat bu çözüm odaklı terapi çeşitleri sıklıkla bu hastalıktan acı çeken insanların esas sorununu ihmal etmektedir. Sınır kişilik bozukluğuna sahip insanların esas sorunu, bozuk bilişleri (düşünce yapıları) yüzünden hayatlarındaki önemli insanlara karşı uygun duyguları ifade etmekte zorlanmalarıdır.

Hangi terapi yönteminin benimsendiğinin bir önemi olmaksızın, terapide yapılandırılmış bir terapötik ortam sağlamak önemlidir. Danışanın danışmanı ile arasındaki uygun ve iyi tanımlanmış sınırlar terapi başlangıcında dikkatlice anlatılmalıdır. Çünkü sınır kişilik bozukluğuna sahip insanlar sıklıkla terapistin veya profesyonelin sınırları ile terapi sırasında uğraşır ve bu sınırları test ederler.

Danışan uygunsuz olduğu düşünülen bir davranış sergilediğinde, klinisyenlerin hastaya karşı olan hislerinin özellikle farkında olmaları gerekmektedir.

Sınır kişilik bozukluğuna sahip bireyler sıklıkla ve adaletsiz bir biçimde geniş bir ruh sağlı profesyoneli tarafından negatif ayrımcılığa uğramaktadır. Çünkü sınır kişilik bozukluğuna sahip hastalar “sorun yaratan”lar olarak görülmektedir. Bu hastaların gerçekten diğer birçok hastadan daha fazla ilgiye ihtiyacı olabilmesine rağmen, davranışları hastalık sebebi ile oluşmaktadır. Doktor Phillip W. Long ayrıca şunu söylemektedir:

“Terapötik ittifak, hastanın gerçek deneyimlerinin içinde terapist ve tedavi ile şekillenmelidir. Terapist, tekrarlanan ilkel öfke, güvensizlik ve korku davranışlarını tolere edebilmelidir.

Terapi müdahalelerinin, borderline kişinin sorunlarının devamına yol açacak sonuçlara yol açmamasına dikkat edilmelidir. Keşfetme nihayetinde hastanın olası dağılma ve kayıpla ilgili daha az kaygılı olmasına izin vermek için olmalıdır. Terapinin amaçları bağımsız işleve yönelik yaşam kazanımlarına yönelik olmalıdır, kişiliğin bütün olarak yeniden yapılandırılmasına yönelik değil.”

Borderline Kişilik Bozukluğu Tedavisinde Hastane

Sınır kişilik bozukluğuna sahip kişilere sıklıkla hastanede müdahale edildiği görülmektedir. Çünkü sınır kişilik bozukluğuna sahip hastalar sık sık hastanelerin acil bölümlerini ziyaret ederler ve bu ziyaretler bazen yaşadıkları ağır depresyon sebebi ile, yatan hasta ünitelerinde gerçekleşir.

Sınır kişilik bozukluğuna sahip insanlar sıklıkla kendilerini hastanelerin acil servislerinde bulabilirler. Hasta için acil servis kriz müdahalesi için acil bir kaynak olmasına rağmen, acil odasında tedavi masraflıdır.

Düzenli olarak acil odasına yapılan ziyaretler caydırılmalıdır. Bunun yerine, hastalar toplum içinde (kendi kendine yardım grupları dahil olmak üzere), ek sosyal destek bulmaya teşvik edilmelidir. Ayrıca, bir alo kriz hattı, terapist, veya tedaviyi yapan doktorla doğrudan iletişime geçmek için teşvik edilmelidir.

Acil servis personeli, sınır kişilik bozukluğuna sahip kişilere, başka bir kurumda aynı problem sebebi ile tedavi edilen kişilere davranıldığı gibi davranmamaya dikkat etmelidirler. İlk girişim hastanın doktoru veya başlıca terapistiyle mümkün olduğunca çabuk iletişime geçmek olmalıdır. Hatta hastaya ilaç uygulamadan önce terapistiyle iletişime geçilmelidir. Çünkü, ilk olarak tedaviyi sağlayan kişi, ilaç kullanımına karşı çıkabilir. Hasta acil servise geldiğinde ve ilk destek aldığı kişiye gitmesi üzerine taburcu edildiğinde, hastalığın etkili tedavisi için kriz yönetimi genellikle anahtar bir bileşen olmalıdır.

Yatakta tedavi, sıklıkla grup veya bireysel olarak gerçekleştirilen psikoterapinin yanında ilaç tedavisini de içeren bir şekilde gerçekleştirilir. Kişi, günlük yaşamında ve günlük işleyişinde aşırı zorluklar yaşıyorsa yatakta tedavi uygun bir tedavidir. Fakat, sınır kişilik bozukluğunun yatakta tedavisi Birleşik Devletler’de göreceli olarak enderdir. Sınır kişilik bozukluğuna sahip insanların hastane ortamında uzun süreli tedavisi neredeyse hiç uygun değildir. Birleşik Devletler’de sınır kişilik bozukluğu için yatakta tedavi görme süresi kişinin sigortasına bağlı olarak 3 ile 4 hafta kadardır. Bu tedavinin çok pahalı olması yatakta tedaviyi zorlaştırmaktadır. Bu gibi bir tedavi biçiminin sonuçları ayrıca karışıktır. Yatakta tedavi, hastanın belirli bir dengeye ulaşması için mükemmel bir yol olmasına karşın, hastanın kişiliğinde ciddi değişiklikler elde etmek için oldukça kısa bir zamandır.

Sınır kişilik bozukluğu için yatakta tedavi yöntemleri, bireyin bağımsızlığını geliştirmeye yönelik son derece yapılandırılmış çevrelerde olmalıdır. Doktor Phillip W. Long böyle bir tedavi şeklinin amaçları için şunları söyler: “Bu tedavi şekli, rol yapmanın azalmasını, uygunsuz davranış ve hislerin açık olarak belirlenmesi ve çalışılmasını, terapötik işbirliğinin hasta ile birlikte kabul edilmesini, daha etkili kişilerarası iletişimin teşvik edilmesini, ve hem gerçek hem de aktarım ilişkilerinin hastane ortamında çalışılmasını içermektedir.”

Kısmi hastane tedavisi veya günlük tedavi yöntemleri sıklıkla sınır kişilik bozukluğuna sahip hastaların tümü için gereklidir. Kısmi olarak hastahanede yapılan tedavi veya günübirlik hastahane tedavisi kişiye kısa süreliğine güvenli bir çevreden destek alabilmesine müsade etmektedir. Genellikle bir gün boyunca süren tedavi sonrasında hasta akşam evine geri döner. Spesifik olaylarla mücadele etmede zorluk ya da artan stresin yaşandığı zamanlarda bu çeşit bir tedavi daha uygun olmaktadır. Ayrıca bu tedavi yöntemi birçok insan için tam zamanlı yatakta tedaviden daha sağlıklıdır.

Borderline Kişilik Bozukluğu Tedavisinde Kullanılan İlaçlar

Doktor Phillip W. Long:

“Kısa süreli etkin olan psikozlar boyunca, antipsikotik ilaçlar faydalı olabilir. Fakat bu ilaçlar esas olarak tedaviye yardımcı ilaçlar değillerdir. Çünkü bu gibi vakalar çok sıklıkla kendini sınırlayıcı ve kısa sürelidir.
Bununla birlikte açık olan şudur ki yüksek güçte nöroleptik ilaçların (örneğin haloperidol) az dozları dağınık düşünce ve bazı psikotik belirtiler için yararlı olabilir. Nöroleptikler bazı durumlarda depresyon için uygundur. Nöroleptikler yukarıda bahsedilen psikotik belirtiler için özellikle önerilmektedir. Kontrol altına alınması gereken öfkeye sahip hastalar için de bu ilaçlar önerilir. İlaç dozları genel olarak düşüktür ve yeterli psikososyol müdahale olmadan ilaç verilmemelidir.”

Depresyon ve anksiyete (kaygı, endişe) için kullanılan ilaçlar, hastanın tedavisi boyunca uygun görülen zamanlarda gerekli olabilmektedir. Örneğin, eğer bir hasta şiddetli intihar düşüncesi ve niyeti gösteriyorsa, klinisyen hastanın bu fikri ile mücadele etmesine yardımcı olmak için uygun antidepresan ilacı yazmayı ciddi olarak düşünmelidir. Bununla birlikte, bu çeşit bir ilaç tedavisi uzun süreli olmamalıdır. Çünkü birçok kaygı ve depresyon durumu kişinin hayatını hızlıca etkileyen ve sonra etkisini kaybeden durumsal faktörlere bağlı olarak kısa sürelidir.

Borderline Kişilik Bozukluğu Tedavisinde Kendine Yardım

Sınır kişilik bozukluğunun tedavisinde kendi kendine yardım metodları, medikal profesyoneller tarafından sıklıkla gözden kaçırılmaktadır. Çünkü çok az sayıda profesyonel bu metodlarla ilgilenir. Bununla birlikte, sınır kişilik bozukluğuna sahip bireyi ek sosyal destek sağlaması için teşvik etmek tedavinin önemli bir yönüdür. Dünyada birçok toplumda, sınır kişilik bozukluğuna sahip kişilere sahip oldukları ortak deneyim ve hislerini paylaşmalarına yardım için çalışan birçok destek grubu bulunmaktadır.

Hastalar grupta tanıştıkları diğer insanlarla birlikte yeni baş etme becerileri ve duygu regulasyonu (düzenlemesi) için uğraşmaya teşvik edilebilinir. Bu destek grupları, bireyin beceri edinmesi, gelişmesi ve daha sağlıklı sosyal ilişkilere sahip olması konusunda önemli bir nokta olabilir.

Yazar: John M. Grohol, Psikolog Doktor

Kaynak: psychcentral.com